Evin suyu görecek arkadaş!
Yazı 5
Bilgi 5
Görsel 5
Konum 5
Tecrübe 5

Bu sabah bir arkadaşımla telefon görüşmesi yaptık. Öyle havadan sudan konuştuk. Derken, konu açıldı, arkadaşım balkondan ta uzaklarda marmara denizine bakıyor olduğunu söyledi. O an aklıma bu konuda bir makale yazmak geldi. Peki o kadar havadan sudan konu dururken neden o konuşmada sadece bu konuyu hakkında yazmaya değer buldum? Çünkü bu konununda da size yapacağım ..

Summary 5.0 süper
Yazı 0
Bilgi 0
Görsel 0
Konum 0
Tecrübe 0
Okuyucu Puanlama Sistemi: Siz de bu yazıya puan verebilirsiniz. Tek yapmanız gereken puanlamanızı yapıp "Puan ver" butonuna tıklamak.
Puan ver
Summary 0.0 kötü

Evin suyu görecek arkadaş!

Bu sabah bir arkadaşımla telefon görüşmesi yaptık. Öyle havadan sudan konuştuk. Derken, konu açıldı, arkadaşım balkondan ta uzaklarda marmara denizine bakıyor olduğunu söyledi. O an aklıma bu konuda bir makale yazmak geldi. Peki o kadar havadan sudan konu dururken neden o konuşmada sadece bu konuyu hakkında yazmaya değer buldum? Çünkü bu konununda da size yapacağım bir açıklama var.

İnsanoğlu, yaklaşık 100 bin yıldır bu topraklarda iki ayağının üstünde dolaşıyor. İlk insanlardan en son gördüğünüz insana kadar hepsi genetik olarak bir şekilde birbirine bağlı. Şu anda dünya üzerinde nefes alan yaklaşık 7 milyar insan var. Bunların hepsinin birbirine kapsamlı bir şekilde bağlı olduğunu söyleyemeyiz. Ama 100 bin yıl önce kaç insan vardı ki? Farklı bölgelerde yaşayan, her bir bölgede bir insanın akrabalarının sayısını geçmeyek kadar insan. İşte onlar bizim atalarımız. Onbinlerce yıldır üreye üreye şimdiki 7 milyarı oluşturmuşlar. Yahu sadete gel diyeceksiniz. Geliyorum hemen.

Her anne baba genlerindeki bir çok özelliği çocuklarına aktarır. Fiziki özellikleri de, duygusal özellikleri de. Savaşmayı da, saklanmayı da… Avlamayı da, tavlamayı da… İşte beynimizdeki birçok duygu, düşünce, dürtü; hatta korkular bile, bize atalarımızdan yadigar. Şimdi, bir çocuk düşünün, tam güvenlikli bir malikanede, huzur dolu bir odada uyuyamıyor. Korkuyor, anne babasının yanına koşuyor! Neden korkuyor? Tecrübe desek, değil. Daha ufacık çocuk; anılar tam oluşmamış. Hem ne olacak ki, ultra lüks malikanedesin! Peki neden? Tabiki karanlıktan! Daha doğrusu karanlıkta yalnız olmaktan! İşte bu karanlık korkusu, binlerce yıl öncesinden, ilk insanlardan kalan bir korku. Bilirsiniz, doğada en tehlikeli avcılar, en tehlikeli yırtıcılar gece avlanır. İnsanoğlu da geçmişte besin zincirinde tepe noktalarda değil! Gün tehlikeler içinde geçiyor; gece ise tamamen savunmasızlık! Geceye uygun canlılar değiller bu insanlar! Gözler gece görüşü için uygun değil, ısı algılayıcı organlar yok, kulaklar çok hassas değil! Bu yüzden, yerleşik hayata geçmeden önce, binlerce yıl boyunca insanoğlu, yani atalarımız hava kararınca ağaç kovuklarına veya mağaralara saklanmışlardır. Gece boyunca hep bir arda kalmışlar. Bir tanesi, karanlıkta, dışarıda yalnız kalmış olsa, sabahı görememiş; bir vahşi hayvanın akşam öğünü olmuş! İşte bu yüzden gece olunca yalnız olduğumuzdaki huzursuzluğumuz. Hatta, alışveriş merkezlerinde pencere olmaması da işte bu yüzden! İnsanlar hava kararmaya başlayınca alışverişi bırakıp dürtüsel olarak eve gitmek istemesin diye!

Offf, konudan baya sapmışım :) Neyse, devam edelim. İşte, yukarıda bahsettiğimiz atalarımız, imkanları varsa, hep su kenarlarında yaşamışlar. Etraflarında su yoksa da sürekli suyu aramışlar. Su derken; su kaynağı, akarsu, göl, deniz, okyanus…vb. demek istiyorum. Bakın çevrenizdeki antik kentlere, yüzde doksanı hep nehir kenarlarında, deniz kenarında veya göl kenarında kurulmuş. Bakın höyüklere ( höyük: onbinlerce yıl boyunca farklı dönemlerde farklı insan gruplarının yaşadığı aynı yer ) , çoğu suya yakın. Çünkü su varsa yiyecek var; direkt sudan avlanmasan dahi, suya gelenleri avlarsın. İçecek var; temel içeceğimiz su. Temizlik var; yaşam standartlarını, dolayısıyla yaşam süreni yükseltir. Bereket var; eker biçer sular toplarsın. Yani, su varsa hayat var! Su varsa canlılık var! Dahası; su varsa açlık yok. Su varsa yalnızlık yok! İşte bu yüzden insan bir deniz kenarına gittiğinde, bir akarsuyu seyrettiğinde, bir göl kenarında yürüyüşte huzur buluyor. Tüm bu suya duyduğumuz saygı ve sevgi bizim atalarımızdan onbinlerce yıl boyunca genetik olarak bize geçmiş olan bilinç altı tepkileri. Su, işte bu yüzden bize huzur verir! Suyu gördüğümüzde genlerimiz bize fısıldar; aç kalmayacaksın, yalnız kalmayacaksın, tehlikede olmayacaksın…

Bunun için arkadaş, bir insanın evi, 5 kilometre uzaktan dahi olsa suyu görecek! Açacaksın balkonunu, pencereni; genlerinin fısıltısıyla huzur bulacaksın…

Bir de bunlar var

Steve Jobs gitti, O iş bitti…

Steve Jobs gitti, O iş bitti...

Ta ilk iphone' lardan bu yana sadık bir iphone kullanıcısıyım. Aşırı bir hayranlığım var bu makineye. Öyle ki, ilk piyasaya çıkmadan önce, tanıtım videolarını defalarca izlemişliğim vardır. 3, 3G, 3GS, 4, 4S,5... Ne çıktıysa hemen aldım. Hemen aldım çünkü adamlar standart teknolojinin bir adım...

Neden bronzlaşırız?

Neden bronzlaşırız?

Birçoğumuz hep aynı görünmekten sıkılıyoruzdur. Sıkılmayanlar da sıkılsın bence, çünkü emin olun ki çevrenizdeki herkes sizin biraz da olsun farklı görünmenize hayır demezler. Peki, görünüşümüzden sıkıldığımızda ne yaparız? Evet, saç stilimizi değiştiririz, daha cesursak saç rengimizi...

Add Comment Register



Yorum Yaz